CHP Aksaray il Örgütünden Alternatif 19 Mayıs Kutlama programı

Aksaray CHP İl Örgütü 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle kutlama programı düzenledi.

CHP Aksaray il Örgütünden Alternatif 19 Mayıs  Kutlama programı
Yazar : Tarih : Okunma : 7.045 Okuma Yorum Yap

Aksaray CHP İl Örgütü 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle kutlama programı düzenledi.

Aksaray CHP İl yönetimi ve partiye gönül veren vatandaşların katılımı ile Aksaray 15 Temmuz Milli İrade Meydanında gerçekleştirilen kutlama programı Aksaray CHP İl Örgütü adına Atatürk anıtına Çelenk sunumu ile başladı.  Atatürk ve silah arkadaşları için saygı duruşunda bulunuldu. Aksaray CHP İl Gençlik Kolları Başkanı İsmail Karaca günün önemine binaen Atatürk anıtı önünde toplanan partililere bir konuşma yaptı.

Aksaray CHP İl Gençlik Kolları Başkanı Karaca konuşmasında şu ifadelere yer verdi;

19 mayıs 1919 günü Samsun’a bu ülkenin bağımsızlık ateşini yakmak üzere bir gemi yanaştı. vatanın bağımsızlığı, milli mücadele o gemi daha iskeleye yanaşmadan kararlaştırılmıştı ve ucunda ölümde olsa bu yoldan ilerlenecekti. iskeleden inildi ve bu büyük mücadele için ilk adım atılmış oldu. işte o ilk adıma çok şey borçluyuz. emperyalist ülkeler 4 bir yanımızı sarmış, Serv paçavrası imzalanmış, memleket evlatları bir bir can veriyor ve eline silah alması yasak, bağımsızlık yasak, hürriyet yasak!

bize bu günleri armağan edenlere, halkı uğrunda can verenlere çok şey borçluyuz.

borcumuz çok büyük arkadaşlar, bu borcu öyle kolay kolay ödeyemeyiz. Fransızların Maraş’ı işgalinde, cepheye koştuğunda annesinin, “henüz küçüksün, seni hemen vururlar oğlum” dediği şekerci Ökkeş, “yaşım küçük ama imanım büyüktür anne. şehit olacaksam, vatan ve millet uğrunda şehit olacağım. ben ölmeliyim ki düşman sizlere ilişmesin” diyerek büyük bir cesaret örneği gösteren şekerci Ökkeş’e borcumuz var.

savaşın en şiddetli zamanlarında kaledeki mücahitlere mühimmat ve erzak taşıyan ve 17 yaşında şehit olan bombacı Ahmet’e borcumuz var.

işgale karşı ilk kurşunu sıkan ve orada şehit edilen gazeteci hasan tahsin’e borcumuz var. Mücadelemizin komutanı gazi Mustafa Kemal Paşaya “paşam, temsilcisi bulunduğum tıbbiyeliler beni buraya bağımsızlık davamızı başarma yolundaki çalışmaya katılmak için gönderdiler, mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olurlarsa olsunlar, şiddetle reddeder ve karşı çıkarız. Örneğin manda fikrini siz kabul ederseniz, sizi de reddederiz” diyen tıbbiyeli Hikmet’e borcumuz var.

Bağımsızlık yolunda gözlerini bile kırpmadan can veren bu gençlere çok ama çok büyük borcumuz var arkadaşlar.

o gün topla, tüfekle, mermiyle verilen bu mücadele hala daha sürmekte. Bugün dünya belki kan dökerek savaşmıyor ama fikri savaş devam ediyor. Emperyalistlerin gözleri hala topraklarımızda ve bunu menfii çıkarlarını memleket çıkarlarının önüne koyan beceriksiz yöneticilerleler sağlama gayretinde. bu gayrette o kadar hevesliler ki ve işlerini öyle güzel yapıyorlar ki; paramız pul olmuş değeri yok, dış politika berbat sözümüzün geçtiği ülke yok, iç politikada ise tweet atan 16 yaşında ki gençler okullarına gidilip gözaltına alınmakta. sizce de bir ülkenin felaketi için daha neler yaşanmalı?  Soruyorum sizlere, artık bir şeyler yapmalı.

Bizim borcumuzu ödeme vaktimiz geldi ve geçiyor. İlhamımız belli. bu ilham bize diyor ki; “türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, ?

“ Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”

onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için bırakılması için çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu

haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”

işte bu ilham bize ödevlerimizi vermiş ve olabilecekleri söylemiştir. bu yolda hapis olabilir, tutuklamalar, gözaltılar, belki işkenceler. denizler için kurulan dar ağacı da yeniden kurulabilir. Kızıldere mezar olabilir mesela Mahirler ’in yattığı gibi. Mesela gezide olduğu gibi can verilebilir ali İsmail’e atılan tekme gibi.  Hani nazım usta diyor ya; “Bayramoğlu bayram oğlu ölümden öte köy var mı?” diye, ölümden öteye köy yok arkadaşlar. Ya bu ülkenin bağımsızlığı, refahı için mücadele vereceğiz ya da bu yolda öleceğiz!

Bize korkmak artık yasak, yılmak yasak, yorulmak yasak, kazanmak şarttır!

Şimdi hepimiz inanalım bu ülkenin geleceğini hep birlikte geri kazanacağımıza. Bizler ya kazanacağız, ya kazanacağız, ya kazanacağız! “

Konuşmaların ardından partililerin Atatürk anıtı önündeki toplu resim çekilmelerinin ardından sona erdi.

İlk yorumu siz yazın